Yeşilin Kalbinde Kaçamak!

Temmuz-2016

Hayatta önceliğim her zaman ailem olmuştur. Hele ki annemin, babamın yeri bende apayrıdır. Kendi bağında bahçesinde çocukları, torunlarıyla mutlu olmayı başaran çiftlerdendir annem ve babam! Bundan dolayı kolay kolay evin dışına, tatile çıkaramıyoruz kendilerini. Gerçi bahçemizdeki yeşillikler, çiçekler, böcekler, kuşlar… Annemin babamın diktiği ve şuan oldukça olgun diyebileceğim onlarca meyva ağacı… Bu anlamda bakınca bahçemiz inanılmaz da bereketlidir. Yaz kış mutlaka dalından koparacağımız bir meyvamız vardır. Ve babamın el emeği, göz nuru kamelyaları! Birçok yazımı bu kamelyalarda keyif içerisinde yazmışımdır. Tüm bunları düşününce açık söyleyeyim her hafta sonu benimde dışarı çıkmadığım bahçede dinlendiğim çok olur. Annemin dediği gibi evimizin önünden bir nehir geçmiyor:)
Yaş ilerledikçe annem babam evden hiç çıkmak istemiyorlar evet! Ta ki benim sevimli küçük emri vakilerime kadar! Annem, Çanakkale Şehitlik gezisi sırasında şu ana göre, daha rahat yürüyebilip, otomobil ile daha uzun süreler yolculuk yapabiliyordu. Gezimiz sırasında yürüyüş alanlarında annemi gölge bir yerde oturtup, babamla gezmeye devam eder sonra annemin yanına dönerdik. Babamla gezerken gözlerinin yaşardığı birçok ana şahit olmuştum. Oldukça duygu dolu bir şehitlik turuydu. Şimdilerde ise Çanakkale belgesellerini izlerken, gezdikleri yerleri gördükçe yine gözler dolu bir şekilde izlemeye devam ediyorlar. Zaman geçtikçe gidebileceğimiz yerlerin mesafelerini de kısaltmak zorunda kalıyoruz tabi! Annem ‘televizyonda belgesellerden izliyorum gitmeme gerek’ yok desede ben rahat durmuyorum…

Geçen senede İstanbul’a yakın ama bir o kadar da uzak olan adalara giderek ruhumuzu, bedenimizi dinlendirelim istedim. İlk planımız Büyükada’da bir gece kalıp dönmekti. Ama keyif aldıklarını, henüz yorulmadıklarını görünce `programı uzatalım mı?` diye sordum. Babamında oluruyla anında Heybeliada’da Halki Palace Hotel’e gittik. Tarihi dokusu, yaşanmışlığı olan otellere bayıldığımı düşünürseniz, ailemle burada kalıyor olmak beni ayrıca büyüledi. Son gün ise Burgazada’ya geçerek ada turumuzu tamamlayıp, keyifle yemeğimizi yedik. Kınalıada`da bir kahve içip öyle yola çıkalım istedim ancak annemin ve babamın enerjisinin kalmadığını görünce Burgazada’dan direk eve döndük. Adalara defalarca gidip gelmişliğimiz vardır. Ama açık söyleyeyim adalarda benimde ilk kalışım. Tadı damağımızda kaldı diyebilirim! Sonbahara doğru Büyükada Splendid Palas Hotel’i ayarlasam hiç fena olmayacak…

Anne baba ile yapılan tatilleri ayrı bir seviyorum. Bu seferde annemin üç ay önce geçirdiği rahatsızlığı göz önüne alarak Şile Ağva’da nehir kıyısı bir otelde keyifli bir gün geçirelim istedim. Otel işlerini ayarladım ama her zaman olduğu gibi anneme babama hemen söylemedim. Gitmemize bir ay var, bu süre zarfında zaten annemle babamı işlerim diye düşündüm. Ve sonunda Ağva El Rio Motel’e gideceğimiz gün gelip çattı. Ama oda ney Mayıs’ın son günleri ve Taşdelen’de gök delindi resmen! Öyle böyle değil, oldukça karanlık bir gün ve inanılmaz bir yağmur! Motelde bungalow evlerde vardı ‘Bu kadar yağmur’da sorun yaşamayız değil mi?’ diye teyit etme ihtiyacı duydum ve yola çıkmadan gizlice moteli aradım. Motel’in işletmecisi Kenan Bey ‘Hiç sorun yaşamazsınız gönlünüz rahat olsun’ dedi. Babam ise bir yandan gitmesek iptal etsek olmaz mı diyordu. ‘Babam şimdi iptal edersek hakkımız yanar, hava açar birazdan’ dedim. Ve yola çıktık... Ama yolda içim içimi yiyor! Saat 11:00 olmasına rağmen hava kapkaranlık, yağmurda tüm şiddetiyle yağmaya devam ediyor. Şile’ye varmaya yakın göğün aydınlığına şahit olunca benimde yüzüm aydınlandı, hatta nurlandı sanırım!
Taşdelen- Çekmeköy’de hava yağışlı ve gün karanlık iken Şile’ye yaklaştıkça aydınlığa kavuşmuş olmaktan inanılmaz mutluyum:) Şansızlığımız diye düşündüğümüz bu durumunun en büyük şansımız olduğunu henüz bilmiyordum tabi!

Özel araba ile gidiyor olmamıza rağmen zorlu Ağva yolu annem için ızdırap olabilirdi ve malesef oldu. Biz deTeke yolunu seçerek en büyük hataya imza atıp, bu ızdırabın artmasına neden olmasaydık iyiydi. Teke yolu inanılmaz dingin ve güzel! Kendimi resmen Marmaris Bördübet yolunda hissetim! Ağaçların arasında yolculuk yapmanın ayrı bir büyüsü vardır ve beni alıp başka diyarlara götürür! Tüm üretkenliğimi, yaratıcılığımı bu anlarda daha aktif olarak kullanabilirim. Babam’ın ise çok sevdiği yolculuklardandı bu. Yol boyunca sağlı sollu bin bir çeşit bitki ve ağaç! Ama annem o kadar sıkıntı yaşarken bizimde keyif almamız mümkün olmadı. Yol bize de bitmek bilmedi açıkçası. Oysaki yeşilin kalbindeydik adeta! İki nehir arasındaki doğa harikası, sakin ve huzurlu atmosferiyle masal beldesi Ağva’yı hissetmeye başlasak da aklımız annemde olunca hepimiz kasıldık! Annemi rahatlatmaya çalıştık ama bu güzellikleri görecek pek hali yoktu. Arabayı sağa çekip dinlenmesini sağladıktan sonra yola devam edebildik. Tabi buarada anacığım ablamı ve beni azarlamayı atlamıyordu, en çok da beni! Açıkça söyleyeyim anneme bir şey olacak diye bu sefer bende korktum. Gerçekten ormanın içinde fenalaşsa yapabileceğimiz bir şey yoktu. Ve sinirlendikçe rahatsızlığını tetikleyebilirdi. Oldukça güzel ama bir o kadar zorlu olan Teke yolunu bitirip motele vardığımızda ise dünyalar benim oldu, derin bir nefes alabildim!

Motelin işletmecisi Kenan Bey güler yüzüyle karşıladı bizleri. Ablam annemi ve babamı nehir kıyısında bir masaya yerleştirirken, ben giriş işlemlerini tamamlıyordum. Bir süre annemin gözüne gözükmemem de iyi olurdu zaten! Odaları teslim aldığımda, rezervasyonu yaparken belirtmiş olduğum özelliklere uygun odaların ayrılmış olması ise beni oldukça mutlu etti. Kenan Bey’in eşi Sevgili Eylem’den yaşlı anne-baba ile geleceğimizi, yan yana ve basamak olmayan odaların ayrılmasını rica etmiştim. Eylem gerçekten rahat edebileceğimiz, pencereleri geniş ve en kullanışlı müstakil odaları ayırmış. Odalar açısından gayet mutlu olarak annemle babamın yanına döndüm. Birazda ortamı yumuşatmak lazım tabi… Annemin bir süre gerçekten dinlenmesi gerekiyordu, ama oda da değil! Mavi ve yeşilin her tonunun bulunduğu, doğa harikası bu nehir kenarında! Ağva’nın doğası o kadar güzeldi ki rahatlatıcı bir etkisi var… Yeşilin kalbinde maviyle sakinleşmek, huzur bulmak tam olarak bu olsa gerek!

Ağva dört mevsim farklı güzellikleriyle büyüleyen, mavi ve yeşilin her tonunun bulunduğu bir cennet adeta! Latince’de “iki dere arasındaki köy” ve “su” anlamlarına gelen Ağva, adıyla eş olarak Karadeniz’in en güzel nehirlerinden Yeşilçay ve Göksu’nun denize döküldükleri yerde bulunuyor. Sakinliği ve huzurlu atmosferiyle göz dolduran Ağva kesinlikle İstanbul’un yanı başındaki cennet!

Annem, babam ve ablam ile doğa harikası bu yerde olmaktan inanılmaz mutluyum. Babamın ve ablamın yüz ifadelerinde de keyfi, mutluluğu görürken henüz annemde bunu göremiyor! Ama bu beni rahatsız etmiyor çünkü sağ salim gelebildik! Annemde birazdan düzelecek! Ve kısa bir süre sonra annemin de ortamdan keyif almaya başladığını görünce daha bir mutlu olduk, keyfimiz tam olarak yerine geldi. Ayrıca motelin işletmecileri nasıl sevimli ve şirin bir aile! Hele hele Puffy - Elif ikilisi harika! Elifcik kendi başına bebekleri ile oynayan bir cimcime… Oldukça da cool… Puffy ise en misafirperver olan… Kenan Bey’in eşi Sevgili Eylem de çok candan, çok samimi… Sanki Eylem’e misafirliğe gelmişiz. On altı senelik bir motel olan El Rio, son beş yıldır Kenan Bey ve eşi Eylem tarafından işletiliyor. On dört odalı motelde dört adet jakuzili-şömineli balayı odası, üç adet aile odası ve yedi adet de standart-bungalow çift kişilik odalar mevcut.
Göksu Nehri’nin kıyısında olan motel, yeşil ve mavinin bin bir tonunun bulunduğu doğa harikası bir manzaraya sahip! Sessiz, sakin, gözlerden uzak, sevecen ve sıcacık bir ortam! Nehir kıyısında olmasını, kuş cıvıltılarını, doğal akvaryumunu inanılmaz sevdim. Balık sürelerinin El Rio’nun önünde olması ise bizim için ayrı bir enerji kaynağı oldu. Sanırım balıklar da El Rio’nun müdavimlerindendi veya bizim için özel gelmişlerdi. Balık sürülerini önce annem fark etti, bana gösterince hemen videoya almaya ve gözlemlemeye başladık. Bu sahnede ailece çok keyif aldığımız anlardandı!

Motelin konumu itibariyle ortama hakim olan dinginliğine bayıldım. Çalışanlar ise inanılmaz güler yüzlü, iyi niyetli, ilgili, alakalı, samimi ve yardım severler. Odaları da oldukça şirin ve temiz olan El Rio’da yemekler leziz ve sunum şekilleri göz doyuruyor. Daha bahçesine girer girmez yeşilin her tonu ile tanışacağınız motelde fiyatlarda oldukça makul. Bu ilk keşfimden sonra sık sık kaçıp kafa dinleyeceğim, yazılarımı yazabileceğim bir yer oldu El Rio! Şömine başında hoş sohbetler yapılacağı da kesin… Sonbahar ve kış dönemlerinde ayrıca gitmek lazım! Şehrin kargaşasından uzaklaşıp doğayla baş başa kalabileceğiniz! Gülen yüzler, gülen gözler ile sıcacık karşılanacağınız! Kaliteli hizmet ile ağırlandığınız, kendinizi misafir gibi hissedeceğiniz sıcacık bir ortam El Rio! Tüm bunları ele aldığımızda gönül rahatlığıyla, kendinizi evinizde hissedebileceğiniz bir ortam diyebilirim! Böylesi samimi, aile sıcaklığında bir ortamda olmamız ise ayrıca şansımız oldu. Gerçek anlamda misafir gibi hissettiğimiz bir ortam. Annemin babamın Elif’le oynarken aldığı keyif ise ayrı bir güzellikti! Bizimkilerin yeni torunu cimcime Elif!

Güne yağışlı, karanlık bir hava ile başlamış olmamıza rağmen, sonrasında bunun bir şansa dönüştüğü anlara gelecek olursam; Benimde çocuklar gibi şen olduğum, keyif aldığım, doğanın güzelliklerinin tekrar tekrar farkına vardığım anlardı! Nehir kıyısında çaylarımızı, kahvelerimizi keyifle içerken, güneş iyice belirginleşmişti. Artık iskeleden kalkıp, bahçe kısmına geçme zamanı diyerek yine nehir manzaralı bahçe masalarına geçtik. Yemeğimiz, çaylarımız, kahvelerimiz derken gerek manzara gerekse kendi fotoğraflarımızı çekmeye de devam ediyoruz ablamla! Baktık ki bir anda yağmur çiselemeye başladı. Ben de hemen çiseleyen yağmur altında pozlar vermeye başladım… Hava hafif kapalıydı ama pozları verirken yağmur çiselemeye devam ediyor ve birden güneş açıyordu. Işık öyle güzel ki mavinin yeşilin her tonunu yakalamamız mümkün! Yirmi dakika içerisinde dört mevsimi yaşamak bu olsa gerek! Hava normal seyrinde, bahar tadında olsaydı inanın bu kadar eğlenemeyecek, çocuklar gibi şen olamayacaktım. Gerçekten böylesi bir havaya denk gelmemiz hepimiz için büyüleyici oldu! Kar hariç bir günde dört mevsimi yaşamak bu olsa gerek!

Ve ertesi gün artık cidden yaz! Ama öğlen saatlerine geçmeden belirtmek isterim ki; Ağva’nın bu cennet köşesinde tüm güzellikleri yaşamak, sabahın serin havasını solumak, dinginliğini hissedebilmek için saat yedi gibi kalkarak güne hevesle başladım. Bu masalsı ortamda kendi masalıma odaklanabilmek için sabırsızlıkla kendimi nehir kıyısına attım! Tasarımı üzerinde çalıştığım kitabıma Puffy ’nin arkadaşlığıyla devam etmek istedim. Sabahın erken saati o kadar dingin o kadar güzel ki bu doğal güzellikleri iyice özümseyebilmek için bir süre çalışmama başlayamadım tabi…
Bu mekanda sıkılmadan iki üç ay kalıp kitabımı tamamlayabilir, bolca kitap okuyabilir ve araştırma yapabilirim. Böylesi bir program beni her anlamda besleyeceği gibi ruhuma, bedenime çok iyi gelecek ve yaratıcılığımı da arttıracaktır. Tabi bu süre zarfında sadece motele kapanacağım diye düşünmeyin! Ağva 2,5 kilometreye uzanan plajları, sakin ve temiz koylarıyla bilinse de son dönemlerde doğa sporlarıyla da tanınmaya başladı. Günümüzde üniversite gruplarının ve iş topluluklarının uğrak noktası olmuş Ağva! Su sporlarından, doğa aktivitelerine kadar birçok olanak var.

Yani Göksu ve Yeşilçay nehirlerinin yanı sıra Karadeniz’in hırçın sularıyla yemyeşil ormanlarında dilediğim gibi spor yapabilirim. Su aktivitelerinden en eğlencelisi olan kanoya binebilir, teleferikle nehrin üzerinde gezebilirim. Yeşilin kalbinde trekking yapabilir, karada ve nehirde bisiklet sürebilirim. Deniz kenarında ata binebilirim... Fotoğrafçılık, bitki gözlemciliği turlarına katılabilirim… Tekne turlarına katılarak saklı koyları keşfedebilirim... İsteyenler tur sırasında kendini nehrin serin sularına atarak yüzebilirlerde! Açık söyleyelim ben nehirde yüzmem!:) Hatta otelinizin hemen yanı başında olan Göksu Nehri’nde kaplumbağa, balık ve ördeklerle birlikte bile yüzebilirsiniz… Ağva’nın günümüze ışık tutan tarihi yapılarını ziyaret edip, efsane dolu tarihini tekrar tekrar hatırlayarak bolca fotoğraf çekebilirim! Hele hele tarihi köyleri ziyaret edip, köy kahvaltısı etmeye bayılırım. Yerli halkla tanışıp, pazarlardan alışveriş edip, yöresel yemekleri tadabilirim… Çiçek kokan sokaklarında yürüyüş yapabilirim… Tarih boyunca balıkçılara ev sahipliği yapmış olan Ağva’da enfes balıklar yiyebilirim… Mavi ile yeşilin birleştiği tepelerde piknik yapabilirim…
Dağları, dalgaları, yemyeşil nehirleri izlemeye bayılırım… İzlerken de yazacaklarımı zihnimde canlandırır, senaryolarımı netleştiririm. Hatta hatta balık tutabilirim… Ve tabi bulduğum her hamağa uzanıp kitabımı okuyabilirim. Sahil barlarında geç saatlere kadar eğlenebilir misin derseniz böyle bir programın içinde istemem sanırım… Plajlarda güneşlenelim kısmına girmiyorum çünkü yaz dönemi kalabalığını çok sevdiğim söylenemez. Ben plajlarda dahi dinginliği sevenlerdenim! Yemyeşil alanları, bakir koyları ve ormanlarıyla Ağva’da tatil yapmak gerçekten harika! Aktivitelerle dolu günü birlik, hatta uzun tatiller bizleri bekliyor!

Yine sabah saatlerine dönecek olursam; Puff ile arkadaşlığım iyice ilerlerdi, oyundan zaman buldukça yazmaya çalışıyorum. Günlerden de cumartesi olunca kahvaltı saatine doğru motel biraz daha hareketlendi. Yavaş yavaş bizimkilerde gelince keyif içerisinde kahvaltımızı yaptık. Anne-baba ile geçirilen bu özel anlar gerçekten paha biçilemez! Kahvelerimiz sonrasında ise ablamla Göksu Nehrini şöyle baştan başa bisikletle turlayalım dedik. Nehri en iyi kullanan motellerden olan El Rio’nun muhteşem bir manzarası var ama nehir boyu yeşilin, mavinin bin bir tonunu görerek bisiklet sürmek, cennetten bir köşe olan Ağva’nın güzelliklerinin bir kısmını gözler önüne seriyor! Tekne turunu ise annem, babam ve ablam ile hep birlikte yapalım istiyordum. Ancak teknelerin kalktığı yere 200m bir yürüyüş mesafesi vardı. Motelden ayrılırken arabayla gider tekne turuna çıkar ve devamında da dönüş yoluna çıkarız diye düşünmüştüm. Ama havanın sıcak olması, annemin motelin çıkış merdivenlerinde dahi zorlanması nedeniyle direk yola çıkalım dedik. Ve bu sefer Teke yolunu değil Ağva sahil yolunu takip ettik. Bu yol annemi zorlamadı. Giderken Teke yolunu seçmiş olmamız gerçekten yanlış bir kararmış!

Sakin bir tatil kasabası olan Ağva’da ailemle yapmış olduğum bir günlük tatilde dahi çok güzel anılar biriktirdim. Uzun bir tatile bunca aktiviteyi de dahil etmek gerçekten büyüleyici olacaktır! Şile’nin bu şirin beldesi Ağva’yı yeniden keşfederken, bol oksijenli masalsı bir tatil bizi bekliyor! Sevdiklerinizi tutun kolundan yeşilin ve mavinin güzelliğinde kaybolun!

Yazardan Not:
Otellerin kıyısında yer aldığı ve huzurlu manzarasıyla görenleri büyüleyen Göksu Nehri beni büyülemeye devam ettikçe sonunda Ağva’da işletmeci olacağım sanırım:) Çok uzun süredir aklımdadır ve bir dönem devir alabileceğim bir işletme var mı diye araştırdığımda olmuştur. Gerek işlerin yoğunluğu gerekse önceliklerim nedeniyle yol alamadım tabi… Hatta yol alamamak demeyelim yola çıkamadım bile... Ama aklımın bir köşesinde hep kalmıştır. İstanbul’a bir o kadar yakın ama bir o da uzak olan bu cennet köşede, zamanda yolculuk hissi veren, sanat galerisine dönüşen bir mekan hayalim!
Giriş katında gerek benim, gerek dostların, gerekse aile üyelerimin çalışmalarının sergilendiği bir bölüm… Yine giriş katta hemen sağ tarafınızda, kitaplarla dolu bir kütüphane! Altında eski plaklar ve elbette Gramofon Baba’dan alacağım antika plak çalar! Kahvenizi söyleyip yeşilin mavinin derinliklerine dalarken saatlerce kitap okuyabilirsiniz! Üst katlara çıktığınızda ise yine antika eşyalar ve tarihle iç içe bir atmosfer sizi bekliyor olacak. Mobilyalardan aksesuarlara kadar her detay özenle seçilmiş olacak! Menüye gelecek olursak Osmanlı Mutfağı, Türk Mutfağı, Grek… Kahvelerimizde oldukça iddealı olacak… Hele hele bitki çaylarımız bin bir çeşit olacak… Özellikle yeşil çay:) Hafta sonları ise brunch keyfi zaten vazgeçilemez… Hangi açıdan bakarsak bakalım kültür sanat kokan, her köşesi ayrı bir incelik sunan bir işletme hayalim...

Yorumlar