Renklerin Büyüsü

Ağustos-2015

Anadolu Medeniyetleri’nin zarafetini, renkli dünyasını takılara taşıyan… Kültürel öğelerden yola çıkarak çağdaş bir anlayış yakalamaya özen gösteren… Kültürün tasarlanmasının çok ciddi bir iş olduğunun farkında olan… Bu yüzden büyük bir emek ve saygıyla yaklaşan… Tüm ürünleri el yapımı, özgünlük taşıyan… Başarının bilgiden geçtiğine inanan… Engin tecrübe ve bilgelikle tasarım sürecini harmanlayan bir ekip!
Binlerce yıllık Anadolu Medeniyetleri’nin renkli dünyasından esinlenerek, yaşanmışlıkları,inanç simgelerini, günlük kullanım araçlarını, çinilerini, desenlerini yorumlayan… Ahşap, cam, bezemeli kumaş, kemik, doğal taşlar gibi birçok malzemeyle gümüşü birleştirerek her birinin adeta sanat eseri olduğu yüzükler, bileklikler, kolyeler, küpeler, broşlar üreten ekip den çok adeta bir aile!

Bu yaşanmışlıkları, hayalleri birbirinden güzel malzemeler ve takı yapım teknikleriyle vücutta taşınabilir nesneler haline getiren aile üyelerinden biri Asia Minor logolu designer yıllardır tanıdığım arkadaşım… Ama böyle bir ekibin üyesi olduğunu ve keyifle sanat eseri niteliğinde takılar ürettiğini bilmiyordum. İlk bahsettiğinde şaşırdım, inanılmaz keyif alıp mutlu da oldum. Çünkü o kadar güzel bir enerji yayıyordu ki bundan etkilenmemek, gözlerindeki heyecanı, ışığı görmemek mümkün değildi! Ve en kısa süre içerisinde bu güzel enerjilerin yayılmasına neden olan takı atölyesini ziyaret ettim.
Fabula Cosmica logolu designer köşesinde özenle, ince ince çalışıyordu.Gencecik arkadaşların bu heyecanını, işlerine dört elle sarıldığını, üretken projeler içerisinde yer aldığını görmek insanı gururlandırıyor. Gençlerin yer aldığı bu projeleri yazmak bana da inanılmaz enerji verirken onların heyecanı, ışığı ruhumu besliyor adeta! Fabula Cosmica logolu designer arkadaşımız Billur Altınordu aynı zamanda bu ailenin akademik kolu. Billur, önümüzdeki aylarda sadece takı tasarımı üzerine bir eğitim alacak. Floransa`da Alchimia isimli bir kurumda MFA: Jewellery and Body Ornaments Design Programına katılarak bu güzel projenin akademik boyutunu götürmeye devam edecek.

Ve çocuk yaşlarda Kapalıçarşı civarındaki kuyumcu atölyeleri ilgisini çekmeye başlayan Zafer Usta!
Bu işi öğrenmek istediğini anlayan Usta, çocuk yaşına aldırmadan kendisini bir kuyumcu atölyesinde bularak, mücevherlerin büyülü dünyasıyla tanışır! Hikaye büyük bir altın fabrikasında atölye şefliği ve devamında gümüş takı işletmesinin müdürlüğüyle devam eder… Yıllarca bu tempoda çalışıp mutlu olamadığının, keyif ve zevkle işini yapamadığının farkındadır Usta! Ve endüstriyel olmayan, her biri birbirinden farklı, el yapımı işlerin cazibesine kapılır… Kendine özgün tasarımlar üretebilmek için Beyoğlu’nda küçük bir takı tasarım atölyesi açmaya karar verir. Yaratıcılığını inanılmaz tetikleyen bu işyeri Usta’yı oldukça mutlu eder. İstanbul gibi dipsiz bir kültür kuyusunun başında durarak, Anadolu Medeniyetleri’nin renkli dünyasını takip edip, özgün tasarımlar yaratmanın, onları sevenleriyle buluşturmanın keyfini yaşamaya devam eder…
Zafer Usta şu sıralarda ise yıllardır hayalini kurduğu projenin heyecanıyla dopdolu! Bunca yıllık emeği, tecrübesi ve bilgeliğini birleştirerek iki genç arkadaşıyla güzel adımlar atıyorlar. Usta bu iki hevesli arkadaşa takı tasarımının inceliklerini anlatıp, eğitim veriyor. Sadece ustalık eğitimiyle de kalmıyor bu çalışmalar, akademik yanını da Sevgili Billur götürüyor. Oldukça verimli ve başarı odaklı bir proje!

Usta’nın öncelikli hedefi iki arkadaşının bu işten ekmek parasını kazanır hale gelmeleri! Aileye yeni üyeler katıldıkça, atölyenin genişleyerek bir eğitim kurumu haline gelmesi zaten paralel de devam ediyor olacak. ‘Biz bir aileyiz, aile genişledikçe her biri birbirinden değerli, özgün ürünler çeşitlenecek… Ve tabanı genişleteceğiz... Bizden birilerini buldukça ailemize dahil edeceğiz... Kimin ürünü satılıyorsa o kazanacak. Herkes kendine bir aile kuracak ve çember genişleyecek’ diyor Usta! Basamak basamak ilerleyecekler… Proje olgunlaştığı anda Zafer Usta, ortamı yavaş yavaş arkadaşlara devrederek çekilmeyi de planlıyor. Tabanı oluşturup genişlemeye devam ederken, Zafer Usta’nın oğlu da üniversiteye hazırlanıyor. Seçmek istediği bölümler Fotoğrafçılık veya Tasarım Mühendisliği… Babasının mesleğini geliştirerek devam etmek isteyen ayrı bir yetenek gibi duruyor.
Usta şuana kadar birçok proje içerisinde yer almış ve almaya devam ediyor. Ancak, önceki girişimlerinde gerekli desteği görememiş olmasının da üzüntüsünü yaşıyor. Eğitim kurumu açmak için Kültür Bakanlığına bina ve ekipman desteği başvurusunda bulunmuş ama maalesef olumlu yanıt alamamış. Şimdi ise kendi imkanlarıyla yola çıkarak bu projesine dört elle sarılıyor. İstekli, aileye katılmaya hevesli gençleri eğiterek, eğitim kurumu haline gelebileceklerine ben tüm kalbimle inanıyorum.

Atölyeye girdiğim anda da genç arkadaşlarda gördüğüm o ışığı, heyecanı gördüm Usta’da! Asia Minor ve Fabula Cosmica ise bu projenin vazgeçilmezleri! Böylesi yetenekli ve genç arkadaşlarla yollarının kesişmesi Zafer Usta’nın bir anlamda şansı... Bu genç arkadaşlar ayrı bir enerji vermiş Usta’ya! Gözlerindeki ışıktan, heyecandan bunu anlamamak mümkün değil. Bunca yılın emeği, tecrübesi ile böylesi yetenekli, istekli arkadaşların çalışmaları birleşince, ekipten çok bir aile olduklarını anlıyorum.
Sohbetimiz devam ederken: Festivaller, Alaçatı Sanatçılar Sokağı diyorum, kendi çevrem, kendi müşterim diyor! Oldukça etkili, keyifli etkinlikler, bana enerji verir ve büyüler diyorum; ‘Web sitesi üzerinden çalışmalara dahi yeni başladık... Sosyal medyada paylaşım dahi hiç istemedim şimdiye kadar… Benim ürünüm nereye gitse tanınır bilinir. Önemli olan bunu sağlamış olmaktır. Benimle özdeşleşen, özgünleşen ürünler’ diyor. Tasarımlarınızı yaparken çocukluk anılarınız, sözlü tarih sizin için önemli mi? Örneğin bende sözlü tarih, kulaktan kulağa yayılan efsaneler zihnim de hep yer eder, film şeridi gibi gözümde canlanır… Ve yeri geldiğinde bunu kaleme dökerim… Sizde de bu oluyor mu? Bunu eserlerinize yansıtabiliyor musunuz? diyorum. ‘Anadolu’nun ve İstanbul’un ruhu ana ilham kaynağım olsa da elimin hafızası!’ diyor Zafer Usta ve ekliyor: ‘Sabah geliyor ve başlıyorum... Elim beni nereye götürürse! Elimin hafızası diyorum bu duruma. Yaşanmışlıklar, 11 yaşından beri kazanılmış tecrübeler... Beni bir yola sokuyor ve bakıyorum ürün çıkmış!’

Atölyenizden çıkan ürünler özgün bir havaya sahipler, el emeği göz nuru bu ürünler çocuklarınız gibi değil mi? dediğimde ise gayet açık yüreklilikle ‘O kadarda değil diyor.`‘Ama satış yapmak istemediğim, ürünümü vermek istemediğim çok müşterim olmuştur. Birde el emeği göz nuru, bu özgün ürünleri bujiteri ürünleriyle karşılaştıran müşterilere tahammül edemiyorum ve ürünümü satmadan gönderiyorum müşteriyi’ diyor.
Gerçekten sıcacık bir aile… Sıcacık bir çalışma ortamı, eğitim atölyesi olmuş! Birbirinden güzel bu eşsiz ürünleri hemen arkadaki masada çıkarıyorlar. Projenin ileri aşamaları için daha geniş bir atölye de hazır! Ekip biraz daha büyüdüğünde yeni mekanlarında çalışmalarına devam ediyor olacaklar. Her geçen gün ürünlerine güncel yorumlar ekleyerek koleksiyonunu zenginleştirmeye devam eden Zafer Usta, aynı zamanda heykel ve seramikle de ilgileniyor. Bu projesi rayına oturunca heykel ve seramik ile ilgili projelerini hayata geçirmeyi planlıyor. Projenizde yolunuz aydınlık, ışıl ışıl ve rengarenk olsun...

Yazardan Not:
ZFRCKC Jewelry Design İletişim bilgileri; http://www.zfrckc.com/
Adres: Sıraselviler Caddesi, Hocazade Sokak, 4/A, Beyoğlu, Taksim, İstanbul,
Posta Kodu (Postal/ZIP Code): 34420 – Taksim Alman Hastanesi Karşısı
E-Mail Adres 1: info@zafercekic.com
E-Mail Adres2: zafer@zafercekic.com

Yorumlar